İltica Sistemi Ülkeden Ülkeye Nasıl Değişir?

İltica için en uygun ülkeler diye bir liste yapmak mümkün değil, çünkü sonucu ülkeden çok kişinin durumu belirliyor. Sığınma sistemlerinin ülkeden ülkeye nasıl değiştiğini anlattık
Güncellendi: 29 Ekim 2026
Yorum yok
Paylaş:
İltica için en uygun ülkeler tartışmasında Avrupa Parlamentosu binası

İltica için en uygun ülkeler hangileri? Bu soru internette çok aranıyor ve karşılığında “en kolay iltica edilen 10 ülke” gibi listeler çıkıyor. Bu listelerin büyük kısmı ya eski verilere ya da tamamen yanlış bir varsayıma dayanıyor: İltica, kişinin ülke seçerek kazandığı bir hak değil, gerçek bir koruma ihtiyacının tanınması. Bu ihtiyaç yoksa, hangi ülke seçilirse seçilsin sonuç büyük ihtimalle ret oluyor

Yine de sığınma sistemlerinin ülkeden ülkeye farklı işlediği bir gerçek. Başvurunun nerede yapılabileceği, sürecin ne kadar sürdüğü, başvuru sırasında tanınan haklar ve hangi gruplara nasıl yaklaşıldığı değişiyor. Bu yazıda farklı ülkelerin iltica sistemlerini genel hatlarıyla karşılaştırıyor ve “hangi ülkede iltica kolay” sorusunun neden yanıltıcı olduğunu açıklıyoruz. Sürecin temel adımlarını merak ediyorsanız önce iltica başvurusu nasıl yapılır yazımızı okumanızı öneririz

İltica için en uygun ülkeler sorusu neden yanıltıcı?

Bütün iltica sistemlerinin ortak temeli 1951 Cenevre Sözleşmesi ve geri göndermeme ilkesi. Yani kâğıt üzerinde hangi ülkeye başvurursanız başvurun, mülteci tanımı aşağı yukarı aynı. Kişinin ırkı, dini, tabiiyeti, belirli bir toplumsal gruba mensubiyeti ya da siyasi düşüncesi nedeniyle zulüm görme korkusu taşıması ve kendi devletinin onu koruyamaması gerekiyor

Bu yüzden başvurunun sonucunu belirleyen en önemli etken ülke değil, kişinin kendi hikâyesi ve bunu ne kadar tutarlı ve belgelenmiş şekilde ortaya koyabildiği. Bir ülkede “kabul oranı yüksek” görünen bir uyruk, o dönemde o ülkeden gelen başvuruların çoğunun gerçekten koruma ihtiyacı taşıyan kişilere ait olmasından kaynaklanıyor. Aynı ülkeye aynı uyruktan ama farklı gerekçeyle başvuran biri için tablo tamamen değişebiliyor

Kabul oranlarını etkileyen başlıca etkenler şunlar

  • Başvuranın uyruğu ve menşe ülkedeki güncel durum
  • Başvuru gerekçesinin Cenevre Sözleşmesi’ndeki tanıma uyup uymadığı
  • Anlatımın tutarlılığı ve destekleyici kanıtlar
  • Ülkenin “güvenli menşe ülke” ve “güvenli üçüncü ülke” listeleri
  • Başvuranın daha önce başka bir ülkeden geçip geçmediği ya da orada koruma alıp almadığı

Avrupa Birliği’nde iltica sistemi

AB ülkeleri, Ortak Avrupa Sığınma Sistemi adı verilen bir çerçeve içinde hareket ediyor. Kabul koşulları, başvuru prosedürleri ve koruma statülerinin içeriği belirli asgari standartlara bağlanmış durumda. Bununla birlikte uygulamada ülkeler arasında ciddi farklar var: bekleme süreleri, kabul merkezlerindeki koşullar, çalışma izninin ne zaman verildiği ve belirli uyruklara yaklaşım ülkeden ülkeye değişiyor

Dublin kuralları

Avrupa’da “ülke seçmenin” pratikte neden sınırlı olduğunu anlamak için Dublin kurallarını bilmek gerekiyor. Bu kurallara göre bir iltica başvurusunu incelemekten sorumlu ülke genellikle kişinin AB’ye ilk girdiği, vize aldığı ya da daha önce başvuru yaptığı ülke oluyor. Parmak izleri ortak bir veri tabanına kaydedildiği için, bir ülkeden geçip başka bir ülkede başvuru yapan kişi ilk ülkeye geri gönderilebiliyor

Ayrıca AB, 2024 yılında kabul edilen Göç ve Sığınma Paktı ile sistemi yeniden düzenliyor. Pakt kapsamında sınırda hızlandırılmış prosedürler, ortak tarama ve ülkeler arası sorumluluk paylaşımı gibi yenilikler kademeli olarak uygulamaya giriyor. Bu değişikliklerin pratikteki etkilerini takip etmek için Avrupa Birliği Sığınma Ajansı sitesi güvenilir bir kaynak

Avrupa'da iltica kurallarını belirleyen AB kurumları
Avrupa Birliği ülkeleri ortak bir sığınma sistemi içinde hareket ediyor, ama uygulamalar hâlâ farklı (Fotoğraf: jeffowenphotos, CC BY 2.0, Wikimedia Commons)

Avrupa ülkeleri arasındaki farklar

Almanya, Fransa, İtalya, İspanya ve Yunanistan gibi ülkeler, Avrupa’da en fazla başvuru alan ülkeler arasında yer alıyor. Almanya’da başvurular Federal Göç ve Mülteci Dairesi tarafından değerlendiriliyor ve sistem görece kurumsal bir yapıya sahip. İsveç ve Danimarka gibi bir zamanlar daha açık politikalarıyla bilinen ülkeler ise son yıllarda kurallarını belirgin şekilde sıkılaştırdı. İsviçre, AB üyesi olmamasına rağmen Dublin sistemine dahil

Bir ülkede sosyal yardımların daha yüksek ya da bekleme süresinin daha kısa olması, oraya yönelmeyi cazip gösterebilir. Ancak Dublin kuralları ve ülkelerin sıkılaşan politikaları nedeniyle bu hesap çoğu zaman beklenen sonucu vermiyor

Kanada, ABD ve Avustralya’da iltica

Avrupa dışındaki büyük göç ülkelerinin sistemleri farklı mantıkla işliyor. Bu ülkelerin ortak özelliği, ülke içinden yapılan sığınma başvurularının yanında, yurt dışındaki mültecileri yeniden yerleştirme programlarına da önemli kontenjan ayırmaları

Ülke Ülke içinden başvuru Yeniden yerleştirme Dikkat çeken özellik
Kanada Bağımsız bir kurul önünde değerlendirme Devlet destekli ve özel sponsorluk programları Özel sponsorluk modeli dünyada örnek gösteriliyor
ABD İdari başvuru ya da göçmenlik mahkemesi süreci Yıllık kontenjanla mülteci kabul programı Başvuru için ülkeye girişten sonra süre sınırı var, mahkeme birikimi çok yüksek
Avustralya Koruma vizesi başvurusu İnsani programlar kapsamında yeniden yerleştirme Düzensiz deniz yoluyla gelenlere çok katı bir politika uygulanıyor

Kanada’da sığınma başvuruları bağımsız bir kurul önünde duruşmayla değerlendiriliyor ve ABD ile yapılan güvenli üçüncü ülke anlaşması, kara sınırından geçenlerin başvurusunu büyük ölçüde sınırlıyor. ABD’de ise sistemin en büyük sorunu, göçmenlik mahkemelerindeki çok büyük dosya birikimi. Avustralya, özellikle deniz yoluyla düzensiz gelişlere yönelik politikasıyla dünyanın en katı ülkelerinden biri olarak biliniyor; bu ülkelerin her birinin sistemi ayrıntılı olarak ayrı yazılarımızda ele alınıyor

Yeniden yerleştirme: Ülke seçmenin mümkün olmadığı yol

Türkiye’de uluslararası koruma altında bulunan kişilerden sık duyduğumuz bir soru, belirli bir ülkeye nasıl gidebilecekleri. Yeniden yerleştirme programlarında kişiler BMMYK tarafından belirleniyor ve kabul eden ülkelere öneriliyor. Bu süreçte kişinin ülke seçme hakkı yok; öncelik genellikle en kırılgan durumdaki kişilere, örneğin ağır hastalığı olanlara, şiddet mağdurlarına ve risk altındaki kadınlara ve çocuklara veriliyor

Yeniden yerleştirme için doğrudan başvuru yapılamıyor ve bu süreç için ücret talep eden herkes dolandırıcı. BMMYK’nın hizmetleri tamamen ücretsiz

Kanada ve Avustralya iltica sistemleri için parlamento binası
Kanada, ABD ve Avustralya gibi ülkelerin sığınma sistemleri Avrupa’dan farklı kurallarla işliyor (Fotoğraf: Louie Luo, CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons)

Hangi ülkede iltica kolay sorusuna dürüst cevap

Bize bu soruyu soran danışanlarımıza verdiğimiz cevap hep aynı: Hiçbir ülkede iltica “kolay” değil. Gerçek koruma ihtiyacı olan biri için bazı sistemler daha adil, daha hızlı ya da daha insancıl işleyebilir. Ama koruma ihtiyacı olmayan biri için en “kolay” görünen ülke bile ret, sınır dışı edilme ve giriş yasağıyla sonuçlanabiliyor

Bir ülkenin sisteminin size uygun olup olmadığını değerlendirirken şu soruları sormak daha anlamlı

  1. Bu ülkeye yasal olarak ulaşabilir miyim, yoksa tehlikeli ve düzensiz bir yol mu gerekiyor?
  2. Dublin ya da güvenli üçüncü ülke kuralları nedeniyle başvurum başka bir ülkeye yönlendirilebilir mi?
  3. Bu ülkede ailem, akrabalarım ya da destek ağım var mı?
  4. Başvuru süresince barınma, sağlık ve hukuki yardıma erişimim nasıl olacak?
  5. Ret halinde hangi itiraz yolları var ve süreler ne kadar?

Sık yapılan hatalar ve riskler

  • İnternetteki “en kolay iltica ülkeleri” listelerine göre karar vermek
  • Kaçakçılara para ödeyerek tehlikeli yollarla seyahat etmek. Bu yolculuklar her yıl çok sayıda can kaybına yol açıyor
  • Başkasının hikâyesini kendi hikâyesi gibi anlatmak ya da hazır hikâye satın almak
  • Pasaportu ve kimlik belgelerini yok etmek. Bu durum güvenilirliği ciddi şekilde zedeliyor
  • Gerçek amacı çalışmak olan birinin iltica yolunu seçmesi. Bu durumda ret ve uzun süreli giriş yasakları neredeyse kaçınılmaz

Bir danışanımızla yaşadığımız konuşma

Geçen yıl bir danışanımız, bir tanıdığından duyduğu üzerine belirli bir Avrupa ülkesine gidip iltica başvurusu yapmayı planladığını anlattı. O ülkede “herkesin kabul aldığını” duymuştu. Konuştuğumuzda, kişisel olarak somut bir tehlike altında olmadığı, asıl amacının ailesine daha iyi bir gelecek sağlamak olduğu ortaya çıktı

Ona dürüstçe bu yolun risklerini anlattık ve mesleğine uygun yasal göç seçeneklerini birlikte değerlendirdik. Sonunda dil eğitimine başladı ve bir çalışma vizesi seçeneği üzerinde hazırlık yapmaya karar verdi. Süreç daha uzun ama hem güvenli hem de geleceğe dönük. Yasal seçenekler için çalışma amaçlı göç ve eğitim amaçlı göç sayfalarımıza göz atabilirsiniz

Sık sorulan sorular

İltica için en uygun ülkeler hangileri?

Herkes için geçerli bir liste yok. Sonucu belirleyen, ülkeden çok kişinin koruma ihtiyacı ve bunu ne kadar inandırıcı şekilde ortaya koyabildiği. Bazı ülkelerin prosedürleri daha adil ya da hızlı işleyebilir, ama bu tek başına başvurunun kabul edileceği anlamına gelmiyor

Avrupa’da istediğim ülkede iltica başvurusu yapabilir miyim?

Dublin kuralları nedeniyle genellikle hayır. Başvurunuzu incelemekten sorumlu ülke çoğu zaman AB’ye ilk girdiğiniz ya da vize aldığınız ülke oluyor. Aile bağları gibi bazı istisnalar bulunuyor

Türkiye’den doğrudan Kanada’ya ya da Avustralya’ya iltica edebilir miyim?

Bu ülkelere yurt dışından doğrudan iltica başvurusu yapmak genellikle mümkün değil. Yeniden yerleştirme programları ise BMMYK yönlendirmesiyle ve belirli kriterlere göre işliyor

Kabul oranı yüksek bir ülkeye başvurursam şansım artar mı?

Tek başına hayır. Yüksek kabul oranları genellikle belirli uyruklardan ve belirli gerekçelerle yapılan başvuruları yansıtıyor. Sizin durumunuzun bu tabloya uyup uymadığı ayrıca değerlendirilmeli

Doğru bilgiyle hareket edin

İltica, gerçekten tehlike altındaki insanlar için hayati bir koruma mekanizması ve her ülke bunu kendi kurallarıyla uyguluyor. Ülke karşılaştırması yapmadan önce, koruma ihtiyacınızın gerçekten var olup olmadığını dürüstçe değerlendirmek en önemli adım. Türkiye’de yaşayan yabancılar için bazı durumlarda insani ikamet izni gibi farklı seçenekler de gündeme gelebiliyor

Durumunuza uygun yasal seçenekleri konuşmak isterseniz ücretsiz danışmanlık formumuzu doldurabilirsiniz. Saya Group ekibi profilinizi dinleyip size açık olan yolları dürüstçe paylaşır

Yorumunuzu yazın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Danışmanlık Talebi Oluşturun

Aşağıdaki formu doldurun, ekibimiz en kısa sürede sizinle iletişime geçecektir.

Haftanın 7 günü, 09:00 – 18:00 saatleri arasında hizmetinizdeyiz.
Danışmanlığa mı ihtiyacınız var?
00905345856200
Telegram WhatsApp